Varoluşçuluk: İnsan Özgürlüğe Mahkum mudur?

Sartre "İnsan özgürlüğe mahkumdur" derken ne demek istiyordu? Varoluşçuluk, modern dünyada hâlâ geçerli mi?

Varoluş Özden Önce Gelir

Jean-Paul Sartre'ın varoluşçuluğunun temel tezi şuydu: İnsan önce var olur, sonra kendini tanımlar. Bir bıçağın aksine — ki bıçak önce tasarlanır, sonra üretilir — insan bir "öz" olmadan dünyaya gelir.

Bu devrimci bir fikirdi. Çünkü geleneksel felsefe ve din, insanın bir amacı, bir doğası, bir özü olduğunu varsayıyordu. Sartre bunu reddetti.

Özgürlüğe Mahkumiyet

"İnsan özgürlüğe mahkumdur" sözü ilk bakışta çelişkili görünür. Özgürlük güzel bir şey değil mi? Neden mahkumiyet?

Çünkü seçim yapmak zorundayız. Her an seçiyoruz. Seçmemek bile bir seçimdir. Ve her seçimin sorumluluğu tamamen bize aittir.

Tanrı yoksa, bize yol gösterecek evrensel bir ahlak yoksa, her karar bize kalır. Bu muazzam bir yük ve Sartre bunu "kaygı" (angoisse) olarak adlandırır.

Kötü Niyet (Mauvaise Foi)

İnsanlar bu özgürlükten kaçmak için "kötü niyet" gösterirler. "Yapamam", "mecburum", "herkes böyle yapıyor" gibi bahaneler üretirler. Sartre'a göre bunlar kendimize söylediğimiz yalanlardır.

İslam Felsefesinde Özgürlük

İlginç bir şekilde, İslam felsefesinde de benzer tartışmalar vardır. Mutezile ekolü insanın tam irade özgürlüğünü savunurken, Eşariler kaderi öne çıkarır. İbn Arabi ise her ikisini aşan bir sentez sunar.

Modern Dünyada Varoluşçuluk

Dijital çağda, algoritmalar seçimlerimizi yönlendirirken, yapay zeka kararlar verirken — Sartre'ın sorusu her zamankinden daha günceldir: Gerçekten özgür müyüz?

First Published: 14 February 2026
Last Update: 14 February 2026
Last Review: 14 February 2026